Akıllı telefon devriminde dalga tüketicilerden kurumsala doğru yayılmıştı. Kurumsal kullanıcılar Blackberry’lerinin küçük tuşlarıyla yazmaya uğraşırken tüketiciler dokunmatik ekranlı iPhone’ların avantajlarından yararlanıyordu. Benzer bir şekilde insanlar sosyal medya üzerinden markaların kaderlerini tayin ederken kurumsal halkla ilişkiler departmanları bir kaç gazeteci hariç kimsenin okumadığı basın bültenleriyle meşguldü.

Bu defa dalga tersten geliyor. MR ve AR uygulamaları kurumsal dünyada uzun zamandır kullanılıyor.

DHL, Ricoh ile birlikte yürüttüğü pilot projede AR gözlükleri kullanarak tasnif sürecindeki verimliliği %25 arttırmış. Proje kapsamında kağıt ve el tarayıcıları google glass gözlükleriyle değiştirilmiş.  Gözlük ile ilgili çözümü Ubimax tarafından üretilmiş. Çalışanlar da uygulamadan son derece memnun.

 

Diğer bir örnek de Boeing. Kanat montaj süreci için yapılan denemede çalışanların kullandığı PDF belgeler, AR tabletleriyle değiştirilmiş. Tablet kullanan grup ilk denemelerinde montajı diğer gruba göre %90 daha doğru ve %30 daha hızlı tamamlamış.

MR /AR gözlüklerinin kurumsal dünyada tüketicilere göre daha çabuk kabullenmesinin üç nedeni var;

  1. Fiyat: Sıradan bir tüketici için HoloLens’in 3.000$’lık fiyatı el yakabilir. Kurumsal dünyaya sağladığı verimlilik artışıyla bu neredeyse çerez parası.
  2. Moda: Gözlükler şu anda günlük yaşamın bir parçası olacak kadar şık veya küçük değil. Ama baret veya güvenlik gözlükleri gibi işin bir parçası olarak düşünüldüğünde kabul edilebilir durumdalar.
  3. Aşinalık: İnsanlar çalışırken işlerini kolaylaştıracak ekipmanlar kullanmaya alışkınlar. Henüz sokaklarda aşağıdaki gibi dolaşan insanlar görmeye hazır değiliz.

Joe Belfiore, Alex Kipman, Terry Myerson

Microsoft HoloLens’in yaratıcı Alex Kipman’a göre cebimizdeki telefonlar çoktan öldü. Biz, şimdilik farkında değiliz. Geçtiğimiz hafta Bloomberg’e verdiği röportajda telefonun yerini HoloLens gibi karıştırılmış gerçeklik cihazların alacağını belirtti.

Böyle düşünen sadece Alex Kipman değil. Tim Cook şubat ayında arttırılmış gerçekliğin en az akıllı telefonlar kadar büyük bir fikir olduğunu belirtmişti. Muhtelemen Mark Zuckerberg de Oculus Rift’i satın almak için 2 milyar dolar öderken başka bir şey düşünmüyordu. Aynı şekilde herhangi bir ürünü, servisi veya müşteri olmayan Magic Leap’a 542 milyon dolar ödeyen Google’ın da aynı fikirde olduğunu varsayabiliriz.

Cep telefonu konusunda fırsatı kaçıran Microsoft bu defa elini açık oynuyor. HoloLens ile neler yaptıklarını en son Build etkinliğinde de gördük. Keza en son F8 konferansında Facebook da bu konudaki yol haritasını bir kez daha paylaştı.

Magic Leap ve Apple için şu anda en iyi tanımlama belki de “karanlıktaki devler”. Magic Leap ile ilgili ufak tefek bilgiler sızıyor. Ketumiyeti ile tanınan Apple’ın neler yapacağı ise şu an için gizliliğini koruyor.

Yapay zeka farkında olsak da olmasak da şu anda hayatımızın bir çok noktasına etki ediyor. İleride hayatımıza çok daha fazla entegre olacak. IKEA’da insanların yapay zeka ile ilgili beklentilerini araştırmak için 9 soruluk bir anket hazırlamış. Ankete doyouspeakhuman.com adresinden ulaşabiliyorsunuz. Anketi tamamladığınızda sonuçları da görebiliyorsunuz. Katılım sayısı ile bilgi maalesef yok.

İlk soru insansı mı yoksa robot benzeri mi olsun? Açık farkla insansı bir yapay zeka beklentisi var.

IKEA-1

İkinci soru yapay zekanın cinsiyeti ile ilgili. Buradaki sonuç ilk soruya gelen cevapla çelişiyor. Yapay zeka insansı olsun ama cinsiyetsiz olsun…

IKEA-2

Yapay zeka kullanıcının dünya görüşünü yansıtmalı mı? Sonuç, %69 kendisi gibi bir yardımcı istiyor.

IKEA-3

Peki duygularımızı anlayabilsin mi? En açık fark burada. %85 duygusal açıdan da anlaşılmak istiyor.

IKEA-4

Dindar olsun mu sorusuna gelen cevaplar da neredeyse bir önceki soru kadar net. %73 hayır.

IKEA-5

Peki ya biz istemeden ihtiyaçlarımızı yerine getirsin mi? Tabii, neden olmasın? %65.

IKEA-6

Sunduğu hizmetleri daha iyi hale getirebilmek için hakkımızda veri toplasın mı? Beni en çok şaşırtan cevap bu oldu. Hayır diyenler sadece %7.

IKEA-7

Bize nasıl davransın diyenler arasında yapay zekadan anne şevkati bekleyenlerin oranı da az değil, %30. Sözümden çıkmasın, ben ne dersem onu yapsın diyen %46. Yeni maceralar peşinde koşmasını isteyenler de %24.

IKEA-8

Son soru bizi hata yapmaktan korusun mu?

IKEA-9

Hepsini özetlersek hayalimizdeki yapay zekanın insanımsı ama cinsiyetsiz olması, bize benzemesi, duygularımızı anlaması, dindar olmaması, biz leb demeden leblebiyi anlaması, sözümüzden çıkmaması ama hata yapacağımız zaman da araya girmesi gerekiyor.

 

 

Televizyon izleme süreleri, özellikle gençler arasında düşüşte. Nielsen’in araştırma sonuçları aşağıda.

Nielsen-Traditional-TV-Viewing-by-Age-Q12011-Q32015-Dec2015

Aynı zamanda izleme alışkanlıkları da değişiyor. Yeni trend eş zamanlı izlemek yerine kayıttan izlemek. İnsanlar reklamları atladığı için reklamverenler de ürün yerleştirme gibi alternatiflere yöneliyor.

Norveçli TV Norge kanalı da bu yönde bir adım atmış. Norveç merkezli The Future Group ve FremantleMedia tarafından hazırlanan Lost in Time yeni nesil bir televizyon programı. Yarışmacılar buz devri, orta çağ veya vahşi batıda bazı görevleri yerine getirmeye çalışıyorlar. Yarışmacılar canlı yayında yeşillerle çevrili bir stüdyoda ama biz onları The Future Group’un Frontier ürünü sayesinde bahsettiğimiz dönemlerde yarışırken görüyoruz. Nasıl bir şey olduğunu aşağıdaki videoda görebilirsiniz. Standart yeşil ekranlardan farklı olarak dijital arka plan statik değil, yarışmacıların hareketlerine tepki verebiliyor.

Buraya kadar olan kısım etkileyici olsa da alıştığımız yarışma deneyimden bir farkı yok. Lost in Time’ın bir özelliği de izleyicilerin mobil cihazlarından yarışmaya katılmaları. Ve bunu sadece eğlence için yapmıyorlar. İzleyicilerin de stüdyodaki yarışmacılarla aynı para ödülünü kazanma şansları var. Program bu özelliğiyle özellikle gençleri eş zamanlı izleme deneyimi için tekrar ekran karşısına çekebilir.

Program direktörü Eivind Landsverk’in konuyla ilgili açıklaması; “Lost in Time sadece yeni bir oyun tarzı değil aynı zamanda oyun tabanlı doğrusal TV’nin ve dijital katılımın benzersiz bir kombinasyonu. Ve bunu şu ana kadar teknik açıdan mümkün olmadığı şekilde oturma odanıza getiriyoruz. Televizyon deneyimi yaşamanız için yepyeni bir yol başlatıyoruz.”.

Bizde bu konuda ilk çalışmayı Acun Medya’dan bekliyorum. Yarışmacıların ıssız bir adada çubukların üzerinde koşmak yerine Bizans surları üzerinde koştuğu bir Survivor daha ilgi çekici olabilir.

Programın tanıtımı da aşağıda…

 

Zeminden fırlayan Balina, etkileyici değil mi?

MR gözlüklerini taktığınız zaman optik bileşenleri ışığı emerek gözünüzün gördüğü gerçekliği değiştiriyor. Bunun yerine bunun yerine bilgisayarda üretilmiş ve etkileşebileceğiniz nesneler yerleştiriyor.

Bu gözlüklerle sayesinde sadece siz çevreyi izlemiyorsunuz. Gözlükler de sizi izliyor. Sensörleri sayesinde nereye baktığınızı anlıyor. Rafta duran bir ürüne baktığınızda o ürünün yanında besin bilgisini veya sizin için özel bir indirim etiketini gösterebiliyor.

Nereye baktığınızı anlayan sensörler, göz bebeklerinizin durumunu da takip ediyor. Böylece ne hissettiğinizi anlıyor. Makine öğrenimi algoritmalarıyla çevrenizi sizin seveceğiniz şekilde değiştirebiliyor.

Kulaklıklarını taktığınızda stereoskopik, yani derinliği ve kalitesi arttırılmış bir ses deneyimi yaşatıyor. Bir futbol maçını bu gözlüklerle seyrederken kendinizi stadyumda taraftarların arasında hissediyorsunuz.

Şu anda bilgisayar veya akıllı telefonlarla etkileşimimiz ekranla sınırlı. MR gözlükleriyle bu etkileşim “Azınlık Raporu” seviyesine çıkıyor.

Gördüğünüz her şey üç boyutlu olarak modelleniyor. Modellenen her nesne değiştirilebilir, üzerine menüler ve bilgi notları eklenebilir hale geliyor.

MR gözlükleri IoT cihazlarıyla da etkileşim içinde. Herhangi bir IoT cihazına baktığınızda onunla ilgili veriyi o anda görebiliyorsunuz. IoT sensörleri yerleştirilmiş bir seraya giren çalışan bitkilerin arasında dolaşırken hangilerinin susuz kaldığını, hangilerinin bitkiye ihtiyacı olduğunu zahmetsizce görebilecek.

Aslında yapılabilecekler sadece hayal gücümüzle sınırlı ve teknoloji her geçen gün o sınırı daha da uzaklara itiyor…

Şimdiye kadar duymuş olabileceğiniz MR setlerinden Google Glass’ın dışında şu anda tüketiciye yönelik MR setlerinde öne çıkan iki model var. Microsoft’un ürettiği Hololens ve Meta tarafından üretilen Meta 2. İkisi de 2016 TED konferasında duyuruldu ve izleyenler arasında büyük heyecan yarattı.

Meta’nın CEO’su Meron Gribetz sahneden bir iş arkadaşını aradı. İş arkadaşı hologram olarak sahnede belirdi.

İkinci sunumda Alex Kipman, Hololens ile seyircileri Mars yüzeyinde bir gezintiye çıkardı.

Bunun dışında da ürünlerini çıkarmış veya çıkarmaya hazırlanan bir çok firma var. Onlar da bir sonraki yazının konusu…